|
Cumartesi, 07 Kasım 2009 19:29 |
Tarım ve Köyişleri Bakanlığından: GIDA VE YEM AMAÇLI GENETİK YAPISI DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR VE ÜRÜNLERİNİN İTHALATI, İŞLENMESİ, İHRACATI, KONTROL VE DENETİMİNE DAİR YÖNETMELİK
|
|
Devamını oku...
|
|
Cumartesi, 31 Ekim 2009 04:12 |
7- [göze almaktır -03.06.09]
kendi çizdiği yolu, ödemesi muhtemel bedelleri bilerek kabullenmek ve terketmemektir.
6- [yalnızlık tercih etmektir-27.12.08]
Eşitliği bozmaktır kendi lehine. En son söyleyeceğini ilk söylemek, son durağı beklemeden inmektir. Neyi, neleri sevdiğini saklayabilmektir çoğu zaman. En kötüsü, kendi gerçeğini bağırarak söylemenin kaçınılmaz sonucudur. Ay ışığında farkettiğin son gölgedir. En olmadık zamanda anlaşılamamanın yakıcılığına suyundan bir fırt çekip son verme gayreti ve vicdanını rahatlatmanın sıralı bahanelerinden en acımasızına aklını ikna çabasıdır.
|
|
Devamını oku...
|
|
Salı, 20 Ekim 2009 16:24 |
İpek Aral Kişioğlu

Geçenlerde Friendfeed’de bir meslekdaşımla işe alımlarda kullanılmakta olan testler üzerine yazıştık. Ben yetkinlik incelemesi yapan testlerin çok geniş çaplı işe alım süreçleri hariç adayları elemek için kullanılması taraftarı olmadığımı belirttim. İnsan kaynağınıza kendi aklınızla değil de bir kağıt parçası üzerindeki sorularla dokunmak bana mesleki olarak çok da ‘insani’ gelmiyor. Ama bunun ötesinde adaylarınızın teknik bilgisini sınamak için test yaparsınız, yaparım, o apayrı bir durum. |
|
Devamını oku...
|
|
Çarşamba, 16 Eylül 2009 12:43 |
|
15.09.2009 |
|
Gittiğim etkinlikte,katılımcılardan birinin defterine renkli notlar aldığını, notların üstüne postit yapıştırdığını; tekrar farklı bir kalemle yuvarlaklar çizdiğini gözlemledim. Tüm dikkatiyle notlar tutan bu kişinin yakasındaki kartta "Uğur Özmen" yazıyordu.
Daima toplantılara en az üç renk kalemle girdiğim için; yuva neşesi, boyama defteri gibi isimlerle çağırılan toplantı defterlerimden tutan birine rastlamıştım. Toplantı zamanında kalem çeşitliliğimle dalga geçen iş arkadaşlarımın, üç ay sonra yanıma gelerek eski toplantılarda müdürünün anlattığı proje detaylarını sorduğunda daima gülümseyerek paylaştım.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Çarşamba, 01 Temmuz 2009 12:22 |
|
Mustafa Akgül İnternet Teknolojileri Derneği/ Bilkent Üniversitesi
Ülkemiz İnterneti anlamamış, ondan korkan bir ruh haliyle, internetin çözümü kolay olmayan marjinal problemlerine odaklanıp, yasakçı bir refleksle adeta İnternetle Savaşıyor; İnternete kendi kurallarını empoze etmeye çalışıyor; ama sonuçta, en fazla zararı kendine veriyor; bir anlamda Harakiri yapıyor. Düzenlemeler, yangından mal kaçırcasına, sivil toplumun çığlıkları gözardı edilerek yapıldığı için içinden çıkılamaz bir noktaya gelmiş durumda. İnternet ve Bilgi Toplumu konusundaki çok başlı dağınık yapı, burada da kendini göstermekte; temel hukuk ilkeleri, anayasa ve uluslarası ilkeler ve adalet kavramlarına ters uygulamalar, herkesin gözönünde, ve bazıların alkışlarıyla devam ediyor. Hükümet, siyasal partiler, üniversiteler, ve toplum önderleri büyük ölçüde sorunu ya farketmiyor ya da görmezden geliyor. Sorunu çözmesi gerekenler, yanıltıcı açıklamalar yapıyorlar. Ülkemiz Donkişot gibi İnterneti düzenlemye çalışıyor; Devekuşu gibi istemediğimiz nesneleri yasakladığımızı düşünerek kendimizi kandırıyoruz, ve sonuçta Harakiri yapar gibi kendimize zarar veriyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
Pazartesi, 15 Haziran 2009 07:19 |
|
Aşağıdakilerden en çok hangisi kafanızı karıştırıyor, içinizi ürpertiyor? Ya da hangisine yürekten inanıyor, hangisine şüpheyle yaklaşıyorsunuz? İşte bilimin bir türlü açıklayamadığı 10 gizemli olgu...
Modern tıp artık pek çok hastalığın çaresini buluyor, son 10 yılda teknolojide gelinen nokta hayal sınırlarımızı zorluyor. |
|
Devamını oku...
|
|
Cumartesi, 19 Ağustos 2006 16:15 |
|
Kral Çıplak! Kral gibi güçlü olan ve hayata uzak kalan insanlar, kendilerini tatsız gerçeklerle yüz yüze getirecek birilerine ihtiyaç duyuyorlardı. Soytarılar, komik bir şekle sokabildikleri takdirde, başkaları için tabu olan her şeyi rahatlıkla söyleyebiliyorlardı. Ertesi sabah olduğunda, sarayda, soytarının kendini astığına dair dolaşan söylentiye kimse inanmak istemiyordu. Normal koşullarda, soytarı istediği şekilde davranabiliyordu. Ama, 1472 yılının o gününde fazla ileri gitmişti. |
|
Devamını oku...
|
|
Cumartesi, 19 Ağustos 2006 16:07 |
|
Beni suçlayanların üzerinizde nasıl bir etki bıraktıklarını bilemem, Atinalılar; ama öylesine inandırıcı konuştular ki, neredeyse bana kendimi unutturdular; ve gene de söylediklerinin hemen hemen tek bir sözcüğü bile doğru değil. Ama söyledikleri sayısız yalan arasında beni en çok biri şaşırttı:
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 - 3 |
| |