| Bilgi Edinme Hakkı Yasası, Internet ve Eşitlik |
|
| Salı, 15 Ağustos 2006 15:35 | |
|
Bilgi Edinme Hakkı Yasası 24 Nisan 2004 itibariyle yürürlüğe girdi. Yasayla ilgili tartışmalar daha çok yasanın uygulamasına ilişkin kısıtlama ve istisnalar üzerine yoğunlaştı (Bilgi-sizlik Yasası, Radikal, 30 Nisan 2004). Fakat yasanın tartışılması gereken birçok boyutu var. Bu yazı, yasanın uygulanmasında başta Internet olmak üzere bilgi teknolojilerinin rolü üzerinde duruyor. Yasa pratikte aslında kamu kurum ve kuruluşlarına yapılacak şahsen başvurulara dayanıyor. Bunun yanı sıra posta, faks ve özellikle de Internet üzerinden başvuru yapılabilecek.Yasaya göre tüm kurum ve kuruluşlar iki ay içinde kurumsal bir Internet sayfası oluşturmak zorunda (Radikal, 28 Nisan 2004). Kurumun planları, e-posta adresleri, gelir-giderlere ilişkin bilgiler, istatistiki veriler ve araştırma raporları bu sayfada bulunacak. Böylece vatandaşın almak isteyeceği bazı bilgiler daha talep edilmeden otomatik olarak web sayfaları aracılığıyla sunulacak. Bilginin web sayfasında mevcut olması vatandaştan gelecek talebi de azaltacağı için kişisel başvurular sınırlı kalacak ve yasadan doğabilecek iş yükü azaltılmış olacak. Kamu kurum ve kuruluşlarının web sayfaları aracılığıyla sağladıkları hizmetler hakkında bilgi sunmaları yeni birşey değil. Merkezi ve yerel seviyede birçok kamu kurum ve kuruluşu zaten bu web sayfalarına sahipti. Yasa ayrıca kişinin kimliğinin belirlenebilir olması kaydıyla elektronik ortamda form doldurmak suretiyle başvuru yapabilmesini sağlıyor. Yazışmalarda elektronik postanın kullanılması 23 Temmuz 2004’te yürürlüğe girecek olan ‘Elektronik İmza Yasası’ ile hukuki olarak da pekişmiş olacak. Peki bilginin web sayfalarında halihazırda bulunuyor olması veya kişiler tarafından talep edilebilmesi bu hakkın toplumun farklı kesimleri tarafından eşit bir şekilde kullanılacağı anlamına mı geliyor? Yasanın dördüncü maddesinde “herkes bilgi edinme hakkına sahiptir” deniyor. Fakat bu hakkın kullanılmasında fırsat eşitliğini engelleyen türlü yapısal sorunlar var. Bu sorunlar Internet erişimindeki eşitsizliklerden başlayıp daha ‘gizli’ eşitsizliklere kadar uzanıyor. Internet Erişimi Kim Bu Internet Kullanıcıları? Yasanın Uygulanması ve Ötesi Yasanın gerekçesi ve amacı birinci maddesinde gayet açık bir şekilde belirtiliyor: “Demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek”. Fakat demokratik yönetimin gerekleri bilginin tepeden aşağıya doğru tek yönlü iletiminden öte karşılıklı bir iletişimi ve aşağıdan yukarıya doğru bir katılmayı da öngörüyor. Saydamlık ve bilgi edinme hakkının bu yasa ile güçleneceği doğru. Fakat başta Internet olmak üzere bilişim teknolojileri bu ilkeleri destekleyecek siyasal katılımcılık amacıyla da kullanılabilir. Nitekim, ABD ve AB ülkelerinde de Internet öncelikle kamusal bilgi sağlama amaçlı olarak kullanıldı. ABD’nde Clinton ve özellikle yardımcısı Al Gore’un çabalarıyla kurulan bilgi ağları (information superhighways) buna güzel bir örnek. Fakat gittikçe artan bir ölçüde Internet yanlız tek yönlü bilgi aktarımı yerine kamu hizmetlerinin elektronik olarak sağlanmasından vatandaşların yerel, ulusal ve hatta uluslararası seviyelerde alınacak kararlar hakkında doğrudan görüşlerini iletebilmeleri gibi çeşitli amaçlar için kullanılmakta. Fakat bunun da Internet erişimini evrensel hale getirecek (universal access) önlemlerle eşgüdümlü yapılması gerekli. Bilgi Edinme Hakkı Yasası’nın Kamu Yönetimi Reformu ve E-Dönüşüm Türkiye Projesi gibi reform programlarıyla birlikte ele alınması bu yasanın uygulanmasında yeni bilişim teknolojilerinden en yüksek seviyede faydalanılmasını sağlayacaktır.
Rabia Karakaya Polat
|




