FriendFeed'de bana abone ol

Üye Giriş

coloRSS



Yazılım Patentleri Tehlikesi E-posta
Salı, 15 Ağustos 2006 16:44
İçerik Sayfaları
Yazılım Patentleri Tehlikesi
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Tüm Sayfalar

Richard M. Stallman

Özgür yazılım üzerine olan çalışmalarımı duymuşsunuzdur. Bu konuşma bunun hakkında değil. Bu konuşma, yasaların yanlış kullanımının, yazılım geliştirmeyi tehlikeli bir etkinlik haline getirmesi hakkında. Burada, patent yasalarının yazılım alanına uygulanmasının sonuçlarından bahsedeceğiz.
Sözkonusu olan yazılımın patentlenmesi değil. Böyle bir tanım tamamen kötü ve yanıltıcı. Çünkü patentlenen tek tek programlar değil. Böyle olsaydı sorun değildi, çünkü temelde zararsız olacaktı. Fakat sözkonusu olan fikirlerin patentlenmesi. Her patent bir fikrin patentlenmesi ile ilgilidir. Yazılım patentleri, yazılım üzerine fikirleri, diğer bir deyişle yazılım geliştirmede kullandığımız fikirleri kapsar. İşte bu, onları yazılım geliştirme için bir tehlike haline getirir.

İnsanların yanıltıcı bir terim olan "Fikri Mülkiyet Hakları"nı kullandığını duymuşsunuzdur. Bu terim önyargılıdır. Her ne ile ilgileniyorsanız, onun bir tür mülkiyet kavramı içinde ele alınabileceği varsayımından yola çıkar, oysa bu alternatiflerden yalnızca birisidir. "Fikri Mülkiyet" terimi, ilgili alanda peşinen bir hüküm vermektedir. Bu açık ve tarafsız bir düşünüş değildir.

Kullanılan terimde başka bir problem daha vardır. Olguları anlaşılmaz hale getirmektedir. "Fikri Mülkiyet" derleme bir terimdir: Telif haklari (copyright) ve patentler gibi farklı hukuksal alanlarda yeralan kavramları aynı yere yığmaktadır. Her ayrıntı farklıdır. Ticari markalar (Trademarks) gibi tamamen farklı ve az rastlanan daha birçok şeyi biraraya yığmaktadır. Hiçbirinin bir diğeriyle ortak bir yanı yoktur. Tarihsel olarak tamamen farklıdırlar; yasal tasarımları birbirinden bağımsızdır; hayatın başka alanlarını ve etkinliklerini kapsamaktadırlar. Kamusal politikalar açısından tamamen farklıdırlar; dolayısıyla hepsini bir yere yığmaya çalışırsanız ulaşacağınız sonucun aptalca olacağı garantidir. "Fikri Mülkiyet" hakkında makul ve mantıklı bir kanıya ulaşmak tamamen olanaksızdır. Eğer açıkça anlamak istiyorsanız, hepsini bir yere yığmayın. Önce telif hakkını düşünün, sonra patentleri. Telif hakkı yasalarını öğrenin ve bundan ayrı olarak patent yasalarını düşünün.

Telif hakları ve patentler arasındaki temel farklara gelirsek:

Telif hakları, bir işin ifadesindeki detaylarla ilgilidir; telif hakları fikirlerle ilgilenmez. Sadece patenter, fikirleri ve onların kullanımını kapsar.
Telif hakları, otomatik olarak varolurlar. Patentler ise başvuruya göre patent ofislerince verilirler.
Patentlerin maliyeti yüksektir. Hatta kimi zaman avukatlara verilen para, patentin uygulanmasından daha yüksek tutabilir. Patent ofisleri çoğu zaman üstünkörü bir inceleme yapsalar da bu incelemenin sonuçlanması yıllar alabilir.
Telif hakları uzun ömürlüdür. Bazı durumlarda 150 yıla kadar çıkabilir. Patentler ise 20 yıllıktır, ömrümüzün yetebileceği uzunluktadır. Ancak yazılım gibi bir alanda yine de çok uzun bir zaman aralığıdır. 20 yıl önce PC'nin yeni birşey olduğu günleri düşünün. Yalnızca 1982'de varolan düşüncelerle yazılım geliştirmek zorunda kaldığınızı hayal edin.
Telif hakları sadece kopyalamayı kapsar. Eğer "Rüzgar gibi geçti" ile kelimesi kelimesine aynı bir roman yazarsanız ve "Rüzgar gibi geçti" romanını görmediğinizi ispat ederseniz kendinizi mahkemede telif hakları ihlaline karşı savunabilirsiniz. Patent ise bir fikri tamamen kuşatan bir monopoldür. Fikrin sahibinin kendiniz olduğunu iddia etseniz bile, eğer o fikir başkası tarafından patentlenmişse bunun bir anlamı yoktur.
Bu konuşma boyunca telif hakklarını aklınızdan çıkaracağınızı ümit ediyorum. Çünkü bu konuşma tamamen patentler üzerine. Eğer yasal konuları tüm açıklığıyla anlamak istiyorsanız, telif haklarını ve patentleri birarada ele almamalısınız.

Suyu ve etanolü birbirinden ayırtedemediğinizde pratik kimyayı (ya da yemek pişirmeyi) ne kadar anlayabileceğinizi düşünün.